|
|
Kılıçdaroğlu Başbakanın izinde!
Hatırlayanlar bilir, Başbakan, seçimlere az bir zaman kala "eğer 1. parti olarak çıkmazsak liderliği bırakırım" tarzında açıklamalar yapmayı seviyor.
Elbette ki hiçbir siyasetçi hoşluk olsun diye siyasi hayatını riske sokacak açıklamalar yapmaz. Başbakan da bunun farkında.
Ancak bunu birkaç kez yaptı.
İddialı olduğu kadar riskli bir söz bu, sözü veren açısından.
Karşısındakilerde (oy verenler üzerinde) bir güven oluşturabilir de, geri tepip tam tersi sonuçlara da yol açabilir.
Tayyip Erdoğan, (karizmatik özelliklerinin yanı sıra) bu cümlesinin de karşılığını halkta bulduğuna inanıyor. Büyük bir özgüvenle dile getiriyor. Nitekim her seçimde bunun karşılığını da alıyor.
Kılıçdaroğlu da, genel başkan olduğundan bu yana, Başbakana yönelik her ne kadar hiddetli eleştirilerde ve kimi zaman kendisine yakışmayan hitaplarda bulunsa da, çaktırmadan onun metodunu takip ediyor.
"Yeni CHP" olarak adlandırdığı dönüşüm projesinde, demokratik açılımlar ve ülkenin önündeki yasakların kalkması konusunda Başbakandan bir adım öne geçmeye çalışıyor.
Eski CHP, bana Ahmet Necdet Sezer in şahsında cisimleşmiş gibi gelirdi.
Çankaya Köşkü nün bahçesine bile çıkmayan, cumhurun arasında gezmeyen, başını kuma gömmüş bir cumhurbaşkanıydı Sezer.
Fakat "yeni CHP"nin mimarı olmaya kendini adayan Kılıçdaroğlu, göreve geldiğinden bu yana çok aktif. Bir bakıyorsunuz Brüksel de, bir bakıyorsunuz Diyarbakır da. Yılmaz Güney in, Ahmet Kaya nın mezarına gidiyor.
Ülkeyi karış karış geziyor.
Başına bir iş gelmiş, herhangi bir nedenle mağdur olmuş vatandaşları telefonla arıyor, ziyaretlerine gidiyor. Bunlar, Tayyip Erdoğan ın temel niteliklerinden bazılarıdır. Sporcuları arar, sanatçıları arar, hasta olanı arar, düşkün olanı arar. (Fakat bir negatif yanı var ki Başbakanın, karşısında diklenerek herhangi bir talepte bulunanlara karşı asabileşebilir, tersleyebilir. Bu da kadı kızının kusuru mahiyetindedir bana kalırsa.) Erdoğan ın bu ince işçilik gerektiren konulardaki başarısı, WikiLeaks belgelerine kadar işlemiş.
İşte Kılıçdaroğlu da, halka ilişkiler konusunda sanki Tayyip Erdoğan ın şifrelerini kullanarak yol alıyor gibi geldi bana. Özellikle de bugünkü açıklamasını gördükten sonra. Ne demiş Kılıçdaroğlu, "Eğer seçimde başarılı olamazsak "hadi bana eyvallah diyerek görevi daha iyi yapacak kişiye teslim ederiz"!..
Başarının kıstasını da oy oranının artması değil, "iktidar olmak" olarak açıklamış.
Yani, bu seçimde CHP yi iktidara getiremezse, Gandi Kemal "eyvallah şahım eyvallah" deyip bırakacakmış!..
Kılıçdaroğlu nun sözlerini görünce, "İşte yine bir Erdoğan tavrı taklidi. Bu konuda da Başbakandan hızlı davranmak istemiş" diye düşündüm. Ancak bir yandan gülümsemeden de edemedim. Tayyip Erdoğan, AK Parti kurulduğu günden bu yana iktidara talip birisi. Aşağısına razı olmayacağı, razı olsa bile mutlu olmayacağı, yüzünden, davranışlarından, kısacası her hal ve hareketinden belli.
Bu kararlı ve ısrarcı özellikleri onu partisinin başında güçlü bir şekilde tutuyor.
Partisindeki kurmayları ve tüm teşkilatları onun kararlılığına güvenerek siyaset yapıyor.
Tayyip Erdoğan bu sözü söyleyince, partisindekiler, iktidardan başka bir şey bizi kesmez diyerek çalışıyorlar.
Erdoğan gidecek olursa bu partinin eski parti olmayacağını biliyorlar.
Oysa Kılıçdaroğlu na bakıyorum.
"Başaramazsak eyvallah der giderim" dediğinde CHP içinde pek çok kişinin "ah keşke" diyerek el oğuşturacağını düşünüyorum ne yazık ki. Yani CHP yi sevmediğimden, önyargılarımdan ötürü böyle düşünmüyorum gerçekten. Partiye bakınca böyle bir düşünce beliriyor.
Onun için, genel başkan olduktan bu yana birçok sözünü parti içi muhalefetten dolayı yutmak zorunda kalan Kılıçdaroğlu nu güven verici bulmadığımı, bu sözlerinin halkta da gerekli yankıyı yapmayacağını söylüyorum.
Tamam, Erdoğan ın başarısının ardında yatan prensipleri kendisine rehber edinmesi güzel de, bu sözler Kılıçdaroğlu için henüz erken. Elif ÇAKIR Haber Kaynağı Star Gazetesi
Eklenme Tarihi : 04/12/2010
|